Pehlivanköy (Pavli) – KIRKLARELİ
Pavli Panayırı’nı ilk duyduğumuzda içimizdeki heyecan , biran önce olsa da gitsek sabırsızlığı.
Osmanlı’dan kalma 110 yıldır devam eden bir panayır ve Rumeli müziğin genç sanatçısı ve oranın damadı olarak Pehlivanköy belediye başkanımızın da onayı ile anlamlı Pavli panayırının 110. kutlamalarında ekibimle birlikte harika bir geceye imza attık.
Trakya’nın daha fazlası Avrupa ve Türkiye’nin her yerinden insanlar geldi yüzbinlerce insan ışıl ışıl ortamda büyülendi sanki, Beldenin belediye başkanı Sayın Hüseyin Açıkel ve sevenlerim beni yalnız bırakmadı, bize sunduğu imkanlardan dolayı sonsuz teşekkürler başkanım cd satışlarımız ve binlerce insan imza fotoğraf anıları ölümsüzleştirmek isterken bir yandan Halaylar, Roman havaları bir birinden değerli Balkan ezgileri ile herkesin eşlik ettiği gece çok geç saatlere kadar devam etti.
Göçmeni, şehirlisi, köylüsü, turisti, yerlisi Eylül ayında Pehlivanköy nasıl patlayacak ve kabuk değiştirecek görmeye geldiler.
Pavli Panayırı’nın bu seneki (2019) tarihinde çok özel anım oldu.
Gelelim Tarihçesine
Pavli (ya da Pavlu); Kırklareli’de bugünkü adı Pehlivanköy olan ilçenin eski adıdır. Kuzeyinde Havsa, güneyinde Hayrabolu, batısında Uzunköprü ve doğusunda Babaeski ilçeleri bulunan Deniz seviyesinden yüksekliği 25 metre olan düz, engebesiz arazi yapısına sahip bir coğrafi alandır. 100 yılı aşkın süredir her yıl kurulan panayırı (Pavli Panayırı) ile ünlüdür.
Pavli (Pavlu) adı, Balkan göçleri öncesi alanda yaşayan Çerkez Kabileleri tarafından verilmiştir. Cumhuriyetin ilanından sonra ünlü güreşçilerin (Pehlivanların) yetiştiği bölge olması sebebiyle, yerleşim alanına Pehlivanköy adı verilmiştir.
Pehlivanköy ve yöresi tarihi olaylar ve mitolojik söylemler yani rivayetler yönünden zengindir. Tarihte dinsel kökenli iki hareket, iki tarikat bu coğrafya bölgesine damga vurmuştur.
Kasabanın adı Pavlikan tarikatı taraftarlarına verilen addan gelmektedir. Kasaba Bizanslılar zamanında AKARCA DERESİ KÖPRÜSÜ’nün hikayesi ile ünlenmiştir. Romalıların Trakya’da tespit ettikleri 85 dereden biri olan AKARCA DERESİ önemli bir akarsudur. Geçit vermeyen cinsindendir. Bu yüzden dere üzerine bir köprünün yapılması gerekmiştir. Ancak azgın suları olan bu dereye köprü yapmak kolay değildir. Derenin sel sularından ileri gelen tehlikeli halini ortadan kaldıracak köprünün yapımı daha başlangıçta zorluklar yaratmış, bunun için kurban vermek gerekmiştir.
II Dünya Savaşı sırasında Almanlar tarafından yıkılmış olan bu köprünün dillere destan öyküsü şöyledir:
Köprünün tam Ergene üzerine isabet eden büyük bir yüksek gözünün temeli bu noktada suların coşkunluğu nedeniyle bir türlü tutturulamamaktadır. Köprünün ustaları bu durumdan son derece üzülmüşler ve ümitsizliğe kapılmışlardır. Baş usta Pavli rüyasında temeli canlı bir insan kapatırsa yerine oturacağını ve köprünün tamamlanacağına inanır, bunu diğer usta arkadaşlarına anlatır.
Bunun üzerine köprü ustaları, kendilerine sabahları yemek getiren eşlerden hangisi erken gelirse onu köprü temeline koyup, temeli kapatmaya karar vermişlerdir.
Pavli Usta’nın genç ve güzel karısı ELANKA o gün işini erken bitirmiş, ekmek hamurunu yoğurup teknesini kapattıktan sonra birkaç aylık küçük çocuğunu uyutmuş ve kocasına yani Pavli Usta’ya yemek götürmek üzere yola çıkmıştır. Kader oyunu Pavli Usta’ya oynamıştır.
Pavli Usta çalışırken parmağındaki değerli yüzüğünü temek taşlarının arasına düşürmüş ve karısından bunu eğilip almasını istemiştir. Bunun üzerine Pavli Usta’nın güzel karısı Elanka, Ergene’nin berrak ve azgın suları arasında parlayan yüzüğü almaya eğildiği sırada temel için hazırlanan taş kapak yerine oturtulmuştur.
Ancak bunun bir şaka olduğunu sanan güzel Elanka, “Pavli, Pavli, şakayı bırak, teknede hamurum, beşikte çocuğum var. Biri kabaracak, biri uyanacak, çıkar beni buradan” demesine rağmen yanıt alamamıştır.
Çünkü temelin yerine oturması gerçekleşmiş, temelin önlediği ve kabardığı coşkun sular arasında Elanka’nın sesi gittikçe hafifleyerek yankılanmış ve bir süre sonra da Elanka sesiyle birlikte kaybolup gitmiştir. Köprü kurbanını almıştır. Bundan sonra köprü süratle inşaa edilmiş, tamamlanmış ama belki bin yıldan bu yana Pavli Usta’nın güzel karısı Elanka’nın “Pavli, Pavli” diye derinden seslenişi hala sürüp gitmektedir.




