Kuşaklararası Çatışmasının Sebebi ve Önlemi
Toplum olarak, alışılagelmiş tutum ya da davranışlar dışında kalan ve bizlere farklı gelen kişileri her zaman yadırgarız. Bir diğer deyişle kendimiz gibi olmayanı anlamak bizim için her zaman zordur.
Bunun sebebi toplumlar arası olan kuşak çatışmaları yani iletişim çatışmalarıdır.
Gelin bizde kuşağın anlamından, çatışmaların sebeplerini alt satırlarda okuyarak farkındalık sahibi olalım ve çözüm yol7u olarak neler yapılabilirle de yazıyı noktalandıralım…
Keyifli okumalar dilerim…
Toplumları var eden insan topluluklarına kuşak adı verilir.
Kuşak, nesil ve jenerasyon sözcükleri okunuş ve yazım açısından farklı ancak anlam itibarıyla aynı olan eş anlamlı sözcüklerdir. Bu anlamdaş sözcükler çoğu zaman birbirinin yerine kullanılabilir. Genellikle eş anlamlı sözcüklerden biri yabancı kökenli olmaktadır.
Çatışma (conflict), en geniş anlamda anlaşmazlık, karşıtlık, uzlaşmazlık demektir. Çatışmalar; düşünce, duygu, çıkar, beklenti ve amaç ayrılıklarından doğar.
Kuşaklararası çatışmaların en önemli nedeni her yaşın kendi özelliklerine göre, hayata ve olaylara bakması ve yorumlamasıdır. Kuşaklararası çatışma bir anlamda da değer yargılarının çatışmasıdır. Değer yargıları bireylerin yaş ve ruhsal durumlarına göre değişiklik göstermektedir.
Kuşaklararası çatışma; konuşma biçimi, içeriği, beğeni, giyim kuşam gibi davranış tarzıyla ilgili durumlardan başlayıp dünya görüşü, yaşam düşünbilmi, siyasal tutumla ilgili düşüngüsel inançlar vb. değer ve tutumlarda her alanda ortaya çıkabilmektedir.
Değişik kültürlerin de etkisiyle genç kuşaklar ile yaşlı kuşaklar arasında anlaşmazlıklara neden olan, özellikle günümüzde yaygın olarak görülen bir olgudur. Bu olgu aynı zamanda kültürel değişimin de bir işareti olarak karşımıza çıkmaktadır.
Endüstrileşme ve kentleşme süreci bir yandan aile yapılarının değişmesine neden olurken, diğer yandan aile fertleri arasında kuşaklar arası çatışmaya zemin hazırlamaktadır.
Endüstrileşme süreciyle birlikte bu konu pek çok ülkede önem kazanmıştır. 1960’lı yıllarda öğrenci hareketlerinin yoğunlaşmasıyla birlikte gençlik sorunları gündeme gelmiş ve kuşaklararası çatışma olgusunun bilincine varılmıştır.
Bu bağlamda gençlerin de kendilerinden önceki kuşaklar ile ilgili görüşleri yüzyıllardan beri hiç değişmemiştir. Yetişkinler, gençlerin gözünde hep geri kafalı ve tutucu kişilerdir. Gençleri anlamaya çalışmazlar. Daha da ileri giderek eski kuşakları çıkarcı ve ikiyüzlü olarak suçlarlar.
Yetişkin kuşakla genç kuşak arasındaki bu uyuşmazlıklar, her dönemde görülen ve yüzyıllardır süregelen bir olgudur. Bu çatışma, yeni değerlere açık olan gençlerle, daha tutucu ve yerleşik değerlere bağlı yetişkinler arasında neredeyse kaçınılmaz ve geleneksel bir hale dönüşmüştür.
Kuşaklararası Çatışmalara örnek olarak da; M.Ö. 5’inci yüz yılda yaşayan Sokrates, öğrencilerini vefalı ve tatmin olmamalarından dolayı suçlardı. Gelecek neslin bir devleti nasıl yöneteceğini düşünmek dahi istemediği eski tarih kayıtlarında mevcuttur.
14. yüzyılda yaşayan İbn-i Haldun da eserlerinden öğrencileri ve gelecek kuşağın bireysel ve bencil olmalarından yakınırmış.
Gördüğünüz gibi kuşaklararası çatışma günümüzde değil, geçmiş den gelen her kesimde mutlaka yaşanmış ve kayıtlara geçmiştir.
Çatışmalar her dönemde yaşansa da dönemimizde dünyada beş kuşak bir arada yaşamını sürdürmekte olduğu için çatışmalar daha derinden etkilenmekte ve dilimizde yer almaktadır.
Başından beri ifade etmek istediğim özel sözcük; erdemdir. Hepimiz aynı yollardan geçtik ya da geçmekteyiz.
Geçtiğimiz dönemler yalnızca birbirinden farklı olabilir. Hepsi bu…
Peki, kuşaklararası çatışma nasıl önlemlenmedir?
Bu durum; baby boomers, X, Y, Z ve hatta K kuşağı yani yaşayan tüm kuşaklar için geçerlidir. Kültür ve yaşayış tutumumuz yüzyıllardır değişmediği için tutum farkı olsa bile sistemli olarak Z kuşağı da aynı konudan dert yanacaktır.
Bu nedenle kuşaklara öğretmencilik oyunu oynamak yerine, durumu içgörüyle anlamak kaçınılmazdır. Kuşaklar olarak, bu şekilde davranırsak; geleceği daha parlak ve daha kazançlı bir tutumla yolumuza devam edebiliriz.
Umarım uzunca satırlarımın sonunda sizlere farkındalık katarak, hayatınızın bir alanında yeni bir bakış açısına sebebiyet vermişimdir.
Satırları sonuna kadar aşındıran sevgili okurlarıma teşekkürlerimi sunuyorum.
Başka bir farkındalık yazısıyla yine yeniden görüşmek dileğiyle…
