DOLAR
EURO
ALTIN
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C

Hristo Botev Kimdir?

06.01.2021
A+
A-
Hristo Botev Kimdir?

Botev , 5 ocak 1848’de , Rumeli’ye bağlı Filibe yakınlarındaki , Kalofer kasabasında dünyaya gelir.Babası , Odesa’da ruhani bir okulu bitirmiş öğretmen , yazar ve uyanış döneminin önemli bir kişisi olan Botyo Petkov’dur.Yazar , babasının etkisiyle , daha çocuk yaşında Rus edebiyatına büyük ilgi duymuştur. Halk dilini ve şiirini , 400’den fazla türkü bilen annesinden öğrenmiştir.İlkokulu doğduğu şehirde bitirir.1863 yılında , lise öğrenimi için Odesa’ya gönderilir.Botev , bu şehirdeki liselerden birinde , burs alarak okumaya başlar.Burada , Çernişevski , Dobrolyubov , Herzen gibi Rus yazarlarını inceler ve 1860’ların devrimci ruhunu ve nihilizmi benimser.1864’te , Rus devrimci hareketine katılır.

1866’da , aldığı burs kesilince , liseyi bırakmak zorunda kalır.Bir süre , güney Rusya’nın bir köyünde öğretmenlik yapar.1867’de , Bulgaristan’a döner ve Kalofer’de hasta olan babasının yerine , öğretmenlik yapmaya başlar.Kiril ve Metodiy kardeşlerin doğum yıldönümü kutlamaları nedeniyle söylediği ateşli bir söylev yüzünden , yöneticilerle başı derde girer.Babası , öğrenimine devam etmesi için , onu yeniden Rusya’ya yollamak ister.Ancak , parasal nedenler yüzünden; Rusya yerine , Romanya’nın Braile şehrine gider.Burada , Voinikov’un , “Dunavska Zora” gazetesinde çalışmaya başlar ve Bulgar sığınmacılarının sorunlarıyla ilgilenir.

1868’de , Hacı Dimitr ve Stefan Karaca’nın çetelerinin Tuna nehrini geçerek , Bulgaristan’a girmesinden cesaretlenen Botev;Jelyo Voyvoda’nın çetesiyle , Bulgaristan’a geçmeye hazırlanırken , ailesine vasiyetini yazar.Bu vasiyet “veda” şiiridir ve bu şiir;yazarın , 1871’de çıkarmaya başladığı , “Bulgar Sığınmacılarının Sözü” ya da kısa adıyla “Söz” dergisinde yayınlanır.Botev , aynı yıl , Bükreş’teki Bulgar devrimci merkez komitesine başkan seçilir.Paris komününe olan sempatisini de dile getiren yazar , komite adına , 20 nisan 1871 tarihinde , “İnanç Sembolü” adlı bildirisini yazar.Daha sonra , bu bildirileri , veliçko Popov ile birlikte , Romanya’nın çeşitli yerlerine kurdukları komite binalarına bırakırlar.

Botev , 1872’de tutuklanır.Hapisten çıktından sonra , yeniden Bükreş’e yerleşir. Burada , önceleri , Karavelov’un çıkardığı , “Özgürlük” ve “Bağımsızlık” gazetelerinin yayınında yardımcı olur.Daha sonra , 1873’te “Çalar Saat” , 1874-75 yıllarında ise , “Bayrak” adlı gazeteleri çıkarır.1875’te , Bulgaristan’da ayaklanma hazırlığı başlayınca;Botev , bu ayaklanmayı örgütlemek için , Odesa’ya gider.Bu arada , Romanya’daki sığınmacı merkezlerini dolaşır.1876’da , “Yeni Bulgaristan” adlı gazeteyi çıkarır.Bir ara , İstanbul’a gider ve Rus elçisi İgnatiyev ile görüşerek; Rusya’nın , Bulgaristan hakkındaki düşüncelerini öğrenmek ister.1876 Nisan ayaklanması başlayınca , Botev;Romanya’da kurduğu 200 kişilik çetesiyle birlikte , buharlı bir Avusturya gemisiyle Tuna’yı geçerek , Bulgaristan’a ulaşır.Çeşitli yardımlarla , batı Balkanlar’daki veslets Dağı’na kadar gelir.Burada , Osmanlı ordusuyla karşılaşır.Çete kuşatılır.Botev , 20 mayıs 1876’da çıkan çatışmada öldürülür.

Eserleri :

Botev , 22 şiir yazmıştır.Ayrıca , çok sayıda;makale , deneme , yergi , mektup ve feyletonları vardır.Botev , ilk şiirsel itirafını , “Annem’e” adlı şiiriyle yapmıştır. Şair , annesine , böylesine büyük bir dava uğruna ölürse , ardından ağlamamasını vasiyet eder.Botev , kendi trajik geleceğini sezmiş gibidir.Bu şiir , Slaveykov’un “Gayda” gazetesinde yayınlanır.Daha sonra , “Erkek Kardeşime” adlı şiirini yazar. Bu iki şiirinde , acı ve yalnızlık vardır.1871’de “veda” adlı şiirini yazar.”Söz” gazetesinde yayınlanan bu şiir , Botev’in bir çeşit vasiyetidir.Şiirde ; isyancı görüşlerini , savaşa hazır olduğunu , vatanına duyduğu sevgiyi ve Osmanlılara duyduğu öfkeyi dile getirir.

“Söz” gazetesinde , yazarın ayrıca;”Çeteciler” , “Kocaya Kaçan” , “İlk Aşkıma” , “Mücadele” adlı şiirleri de yayınlanır.”Çeteciler” ‘de isyan hakkındaki iyimserliğini , “İlk Aşkım” ‘da ise , yeni duygular ve yeni yüzlerle isyanın romantik görüntüsünü çizer.

Botev’in şiirlerinden başka , bir de baladı vardır.Bu baladın konusu , Hacı Dimitr’in tehlikelerle dolu olan bir seferidir.Hacı Dimitr’in serüvenleri ile ölümü arasında , bütünlüklü bir kıyaslama yapılır.Yazar , ünlü çeteciyi;kendini halkına ve vatanına adamış olan bir kahraman olarak sunar.Şiirdeki birey , halk ve vatan sorunudur.Botev , bu şiirde , duygusallığı aşmış;eski kalıp ve ilkeleri terk ederek , halk şiirinin etkisiyle , romantizme yaklaşmıştır.Botev’in yazgısını açığa vuran bu şiir , önsezi ve öngörüleri açısından da önemlidir.”Hacı Dimitr” , tüm Bulgar edebiyatının en tanınmış şiirlerinden biridir ve Botev’in , en vatansever yaratımı olarak kabul edilir.

Botev , 1873 yılında , Dua” adlı şiirini yazar.Bu şiir , siyasi ve sosyal bir itirafnamedir.Şiirde , şairin geleceğe olan inancı belirtilmiş ve lirik kahramanın yüzü ortaya çıkmıştır.1875’te , “Vasil Levski’nin İdamı” adlı şiirini yazar.Şiirde , çekilen acıların yanı sıra;Levski’nin kişiliği , eylemleri ve mücadeleleri övülerek anlatılır.Botev , 1875’te şiirlerini toplayarak , “Botev ve Stambulov’dan Türküler ve Şiirler” adı altında yayınlar.Kitabı hazırlarken , şiirleri birçok kez gözden geçirmiş;eski sözcükleri ayıklayarak , üslubunu güzelleştirmiştir.

Botev’in , çeşitli gazetelerde yazdığı düzyazılarının bazılarının dökümü şu şekildedir;(Düzyazıların türü , parantez içinde verilmiştir.)

A) “Davul” gazetesinde çıkan düzyazılar :

– Siyasi Olaylara Bir Bakış (Yergi ve Mizah) 8 Eylül 1869
– 1870 yılı , Bulgarlara Ne Getirecek? (Yergi ve Mizah) 13 Ocak 1870
– Bildiri (Yergi ve Mizah) 13 Ocak 1870
– Şehirlinin Ev Hayatı (Yergi ve Mizah) 12 Haziran 1870
– Siyasi Olaylar (Yergi ve Mizah) 20 Haziran 1875
– Pişman Olmuş (Yergi ve Mizah) 30 Haziran 1875

B) “Söz” gazetesinde çıkan düzyazılar:

– Halk;Dün , Bugün ve Yarın (Makale) 10 Haziran 1871
– Halk;Dün , Bugün ve Yarın (Makale) 25 Haziran 1871
– Tefrika (Makale) 10 Haziran 1871
– Tefrika (Makale) 25 Haziran 1871
– Petruşan (Makale) 08 Haziran 1871

C) “Özgürlük” gazetesinde çıkan düzyazılar :

– Mithat Paşa’nın Düşmesi (Muhabir Mektubu) 14 Ekim 1872

D) “Çalar Saat” gazetesinde çıkan düzyazılar:

– Ah Zaman , Ah Töreler! (Yergi ve Mizah) 1 Mayıs 1873
– Dolap (Yergi ve Mizah) 10 Mayıs 1873
– Papaz Fabrikası (Yergi ve Mizah) 10 Mayıs 1873
– Öğretmen Kalıbı (Yergi ve Mizah) 10 Mayıs 1873
– Dinlenen Konuşma (Yergi ve Mizah) 10 Mayıs 1873
– Görülmüş Olay (Yergi ve Mizah) 10 Mayıs 1873
– Söylenmiş Söz (Yergi ve Mizah) 10 Mayıs 1873
– Sizi de Bekleyen Budur! (Deneme) 20 Mayıs 1873

E) “Bağımsızlık” gazetesinde çıkan düzyazılar:

– Böyle Şerefsizce Yaşamaktansa;Ölüm ,
99 Kez Daha İyidir! (Muhabir Mektubu) 9 Haziran 1873
– Biliyor musun , Biz Kimiz? (Deneme) 9 Şubat 1874
– Biliyor musun , Biz Kimiz? (Deneme) 16 Şubat 1874
– Lojova Köyü Yaşlıları (Muhabir Mektubu) 2 Mart 1874
– Karakocalı Köyünde (Muhabir Mektubu) 2 Mart 1874
– Çok Emek ve Çok Çaba Gerek! (Muhabir Mektubu) 23 Mart 1874
– Türk Reformları ve Gerçek Durum 6 Nisan 1874
– Bir Alay Şarlatan , Halkı , Kapıdan Kapıya
Gezdiriyor (Muhabir Mektubu) 1 Haziran 1874
– Bulgar Halkı Toplum İşleriyle
Uğraşmaya Başlamış (Muhabir Mektubu) 31 Ağustos 1874
– Doğu Sorununun Çözümü;Diğer Birçok
Toplumsal , Uluslararası ve İktisadi Sorunları
Çözecektir (Muhabir Mektubu) 7 Eylül 1874
– Çoktan Uyumuşları Niye
Sinirlendireyim?(Muhabir Mektubu) 28 Eylül 1874
– Yazar ve Gazetecilerin Görevleri (Deneme) 12 Ekim 1874

F) “Bayrak” gazetesinde çıkan düzyazılar:

– Yüksek Ruhanilerin Yolsuzlukları (Muhabir Mektubu) 22 Aralık 1874
– Eğer Ayaklanmazsa , Lanet Olsun Halka! (Muhabir Mektubu) 5 Ocak 1875
– Niçin ve Kimin İçin Yazıyorum Ben? (Muhabir Mektubu) 19 Ocak 1875
– Şumen Olayı (Muhabir Mektubu) 2 Şubat 1875
– Siyasi Kış (Deneme) 2 Mart 1875
– Bizim Proleterya Büyüyor! (Muhabir Mektubu) 16 Mart 1875
– Ey Tanrım , Sana Şükürler Olsun! (Eleştiri ve Bildiri) 2 Mayıs 1875
– Görkemli Türk Sultanı (Eleştiri ve Bildiri) 6 Temmuz 1875
– Hersek Ayaklanmasından İzlenimler (Muhabir Mektubu) 27 Ağustos 1875

Sanatı ve Görüşleri :

Botev’in coşku verici şiirleri;kendini bilmenin , bir tür dramını yansıtır.Vatansever bir insanın görevleri adına , kalbinde ne varsa , onu anlatmıştır.Bu nedenle onun şiirinde , vatanı için şehit düşmüş insanlar ve kahramanlar ağırlıklı bir yer tutar.Botev , yazdığı şiir ve düzyazılarda , kahramanlarını ülküselleştirir.Fiziki ve ruhsal güzelliklerini betimler.Yazar , ilk şiirlerinde , bireyin ve halkın kaderi sorununa eğilmiştir.Şiirlerinin birçoğunda ise , ölüm duygusu , baskın bir duygudur.

Botev , esinlenmesinin yüceliğiyle , diğer tüm Bulgar Rönesans şairlerinin ötesine geçmiştir.İmgeleminin gücü , yarattığı heyecan verici atmosfer , şiirinin teknik yetkinliği ve dil kullanımındaki ustalığıyla , büyük bir şairdir o.Sıklıkla , halk şarkılarına yakın olan şiirleri , tüm Bulgarların ruhuna seslenir.Dizelerinin içerdiği ritimlerin çeşitliliği , onun şiirlerinde , olağanüstü bir yaratımı açığa vurur. 8 heceli uyaksız şiirlerinden bazıları , sıkça yapılan yinelemelerle , halk şirinin temelini derinden etkilemiştir.Botev’in şiirleri , teknik kusurları da içerir.Ancak , güçlü ve anlık anlatım bakımından , bu şiirlerde;güzellik ve yetkinlik vardır yine de.Şiirlerinde , romantizmin ögeleri kadar , derin gerçekçi ögeler de vardır. Botev , romantizm bakımından;Puşkin , Lermontov ve Byron’la birlikte anılır.

Botev , şiirde olduğu kadar , mizahta da yetkindir.”Çalar Saat” adlı mizah gazetesinde , toplumun ve döneminin kusurlarını alaya alan , fıkra ve taşlamalar yazmıştır.Onun eleştirel yönü , sadece mizahi türlerde değil;Bulgar edebiyatı hakkında yazdığı değerlendirme yazılarında da görülür.

Botev’in Sosyal ve Siyasal Görüşleri :

28 yıl gibi kısa bir hayatı olan Botev , toplumsal gelişmenin en ilerici çizgisinden , hiçbir zaman ayrılmamıştır.Bütün insanlara mutluluk sağlayacak olan , doğrucu bir toplum düzeninin kurulması düşüncesi , onun esin kaynağı olmuştur.Onun ideolojik gelişmesi , Bulgaristan’ın;toplumsal , ekonomik gerçeği ve Rus felsefi düşüncesinin etkisi altında olmuştur.

Botev’in ele aldığı temel düşünce;Osmanlı feodalizminden ve onun dayanağı olan Bulgar çorbacılarıyla(halkın Hıristiyan ileri gelenlerine taktığı ad) , dini önderlerinden kurtuluşudur.Ona göre , Bulgar çorbacıları , bütün kötülüklerin başı ve halkın en azgın düşmanıdırlar.Tüccar-sanayici burjuvazisi , halkına ihanet etmiştir.Dini önderler ise , ilericilik ve kurtuluşun başlıca düşmanlarıdır.Her akıllı ve namuslu insan , dinden ve aptalca inanışlardan kurtulmalıdır.Çünkü , bu tip inançlar , insanın akli ve fiziksel gücünü yok etmektedir.Çarları ve Papayı koruyan Tanrı’ya karşı gelir Botev.Kölelerin koruyucusu ve küçümseyici bakışların cezalandırıcısı olan “Akıl Tanrısı” ‘na ise , çağrıda bulunur.

Botev , insanlık ve özgürlük adına;halkın gücünü parçalamak , onun siyasi ve manevi kurtuluşunu geciktirmek için yaratılan , her türlü sahte ilim ve siyasi kuramlara karşı gelmiştir.Ona göre , Avrupa ve Amerika’daki burjuva demokrasileri de çıkmazdadır.Yazar , Avrupa ve Amerikan burjuvazilerinin gerici niyetlerine rağmen;Avrupa’ya karşı , daha ılımlı görüşler içindedir ve şöyle demektedir : Avrupa’ya körü körüne öykünmemeliyiz.Avrupa’dan , bize ve insanlığa yararlı olanı almalıyız.

Botev’e göre , bugünkü toplumsal hayatta ve insanların bugünkü siyasal düzeninde , fakiri her yerde köle yapan bu acıklı kuralı ; ne düşünce gelişmesine , ne bilimin yeniliklerine , ne de ticaretin kolaylıklarına bağlayabiliriz.Uygarlığın nimetlerine , fakir ve zengin ayrımı ortadan kalktığında ulaşılabilir.Kötülüğün ana nedeni , çok fakir ve çok zengini yaratan , anormal toplum düzenidir.

Botev , sadece sözle değil;uygulamada da , sonsuz sevgisini gösteren bir vatanseverdir.Şovenliğe ve Bulgarların , burjuva milliyetçiliği düzeyinde övülmesine karşıdır.Vatansever olan Botev , aynı zamanda evrenseldir de.O , vatanseverliğin ve evrenselliğin;yani , Bulgarlar ile bütün milletlerin çıkarlarının , gerçek bir birleşimidir.Onun vatanseverliği , evrenselliğe organik bir şekilde bağlıdır.Ona göre , kurtuluş için ölen;yalnız kendi vatanı için değil , bütün dünya için ölmüş demektir.

Botev’in Felsefi Görüşleri :

Botev’in bakış açısının temel , ideolojik ve kuramsal kaynakları;felsefi materyalizm ile Rus düşünürlerinin , devrimci demokratik görüşleridir. Feuerbach’ın felsefesiyle , onlar sayesinde tanışmıştır.Proudhon , Bakunin , Çernişevski ve Neçayev’den , belirgin bir şekilde etkilenmiştir.Bükreş’te olduğu dönemlerde , Marx’ın bazı eserlerini okumuştur.Bu eserler , Botev’in , felsefi ve sosyo-politik görüşlerini etkilemiştir.Ancak , içinden geldiği toplumsal koşullar nedeniyle , Marksist olamamıştır.Buna karşın felsefe , sosyoloji ve estetik alanlarında , düşünceleriyle ufuklar açmıştır.

Botev , Feuerbach’ın materyalist felsefesinin izinde;felsefenin temel problemi olan , us ve madde ilişkisine değinmiştir.Ona göre , us;bedene ve beyne özel , ikincil bir ürün ve bir sonuçtur.Us , bedenden ayrı ve bağımsız bir unsur olarak , tek başına var olamaz.Botev , bu bağlamda , bedenin öldükten sonra , ruhun yaşaması düşüncesini kabul etmez.Ona göre , bu;baştan aşağı bir uydurmadır. Tanrı , doğadan ayrı ve onun dışında bir varlık değildir.O halde , maddesel dünyanın yaratıcısı olamaz.Bu nedenle , Botev , Tanrıbiliminin uzlaşmaz bir karşıtıdır.O , Tanrıtanımazlığı , bilimsel bir kuram olarak kanıtlamıştır.Botev , yalnızca , Tanrı’nın bir ruh olarak nesnel varlığını kabul etmemekle kalmamış; dinin ve ruhban sınıfının , gericiliğine de dikkat çekmiştir.

Botev’e göre , organik ve inorganik maddeler arasında bir uçurum yoktur. Organik madde , inorganik maddenin içinde oluşur.Us ve insan bilinci de , onun içinden çıkar.Bu nedenle , Botev;felsefenin temel problemi olan , us ve madde ilişkisini , materyalist bir bakış açısıyla ele almıştır.

Botev , algılama sorunlarına da , materyalist bilgi kuramı bakış açısından yaklaşmıştır.Agnostisizm(Bilinemezcilik)’le ve önyargılarla mücadele etmiştir.Ona göre , dünya kavranılabilirdir.İnsan bilgisinin sınırı yoktur.Algılama değişir ve gelişir.”Kilise Sorunu Çözülmüş Müdür?” adlı makalesinde , insan usunun ve bilgisinin geliştiğini kanıtlamakta ve şöyle demektedir:”Dün , kuşku götürmez bir gerçek ve gerekli bir koşul olanın , bugün , zararlı bir önyargı haline gelmesi ; bir zamanlar , bir ütopya olarak kabul edilenin de , günümüzde , tarihsel bir gerçeklik haline gelmesi görülebilmektedir.

Botev , doğa ve toplum üzerine de , Rus düşünürlerinin kuramsal kalıtından yararlanarak , bazı diyalektik düşünceler geliştirmiştir.Bunların en önemlisi , karşıtlar arasındaki değişim ve gelişimden kaynaklanan , çatışma ve mücadele kavramıdır.Ona göre , kahkaha ve gözyaşı ile iyi ve kötü , bu mücadelede iç içedir; insani gelişme ve ilerleme de öyle.Botev , 1876’da , “Bayrak” ve “Yeni Bulgaristan” gazetelerinde yayınlanan makalelerinde , birtakım başka diyalektiktik düşüncelere de ulaşmıştır.Eski ve yeninin çatışmasında , eskinin silinip gitmesi ve yeninin zaferi;ya da tarihin , eski ve çağdışı olanın yok olması ile yeni , sağlıklı ve insani olanın yaşam bulması bu diyalektik çıkarımlara örnektir.

Botev’in Edebiyat ve Sanat Üzerine Görüşleri :

Botev’e göre ; bilim , edebiyat ve gazetecilik de , halkın önderlerinin öncülüğünde , siyasi söylem özelliğini kazanmalıdır.Bilim , bilim için ve sanat da , sanat için olmamalıdır.Edebiyat;hayatı , en tipik ve en karakteristik unsurlarıyla birlikte ve doğru olarak yansıtmalıdır.Bilim , edebiyat ve şiir , halk hayatının yankısıdır. Edebiyat ve sanat , halkın feodal zorbalık altındaki hayatını doğru yansıtmanın yanı sıra;halkın istek ve gereksinimlerini göz önüne alıp , özgürlük ve mutluluk ülkülerini öne sürerek , halkın devrimci gelişimine hizmet etmelidir.

Botev için edebiyat , tinsel bir silahtır.Halkın her çeşit sömürge ve kölelikten kurtulması uğrundaki en yüce istekleri , edebiyatta karşılığını bulmalıdır.Ona göre , edebiyatın amacı ve düşünselliği ;onun , topluma gerekliliğinin bir ölçütüdür.Sanat , her zaman belli bir sınıfın görüşlerini yansıtmıştır.Oysa ki , gerçek sanat;halkın hayatını ve çağının devrimci , ilerici düşüncelerini yansıtan sanattır.Botev , hem kuramsal hem de kılgısal olarak , devrimci bir edebiyat düşüncesinin savunucusu olmuştur.

Botev , sanat eserlerinde , içeriği ve düşünceleri temel olarak görüyordu.Ancak , bunların anlatım şeklini de , hiçbir zaman küçümsemiyordu.Ona göre , bir eserin özü ve ana düşüncesi , her zaman en uygun şekilde anlatılmalı ;biçim ve içerik , organik bir bütünlük içinde , bir arada bulunmalıdır.Botev , içeriği zayıf edebi eserleri ve biçimsel olarak güçsüz olan eserleri eleştirmiştir.Ruhsuz ve anlamsız eserler üreten , yeteneksiz yazarları da eleştiri konusu yapmıştır.Örneğin , “Neden Ben Değilim?” adlı şiirinde , düşünceden yoksun şiir anlayışını eleştirmiştir.Botev’e göre , edebiyat eleştirisinin amacı da;düşünsel olması ve okuyucularda , edebiyata olan zevkin gelişmesine yardımcı olmasıdır.Edebiyat , belli toplum sınıflarının çıkarlarını yansıtırsa;edebi eleştiri de , doğal olarak kaçınılmazdır.

Botev’in Pedagojik Görüşleri :

Botev’e göre , bir öğretmen , öncelikle okuttuğu çocuklardan daha bilgili olmalıdır.İkincisi , çocukları okutsun ya da okutmasın , gözleri yere bakmalı;ruhu ise , yukarılara , tavana kadar yükselmeli ve kendinden geçmelidir.Üçüncüsü , çocukları öğretmene , ana-babaları değil de , İsa peygamber teslim ettiği için; öğretmenin en ağır görevi , çocukların çok değerli ve çok tatlı masumiyetini , ihtiyarlayıncaya kadar korumaktır.Bu ise , eğitimin başlıca amacıdır.Dayak ve kitap gibi geriye kalan diğer şeyler ise , sadece birer kolaylıktır;yani şarlatanlıktır. Dördüncüsü de , bir öğretmen , öküz gibi sabırlı olmalı;ayrıca , kuzu gibi iyi yürekli ve bitola dilencisi gibi sağlam bedenli olmalıdır.

Botev’in Çeşitli Yazılarından ve Özdeyişlerinden Örnekler :

1) Her insan , etrafında olup bitenlerin nedenini anlamak ister.Bu isteği , onu , ömür boyu beşikten mezara kadar terk etmez.Yağmur niçin yağıyor , otlar nasıl çıkıyor , neden ay kimi zaman dolunay oluyor da kimi zaman ise yalnız kenarcığı görünüyor , neden balık suda yaşayabiliyor da kedi yaşayamıyor gibi sorular; çocuklukta kimin aklına gelmemiştir?İnsanlar , etraflarında olup biten her şeyin nedenini öylesine bulup öğrenmek istiyorlar ki;aslını bilmedikleri bir şeyle uğraşmayı bırakıp , rahatlarına bakacaklarına ve onu daha çok düşünmeyecekleri yerde , tutup , yalancı bir neden uyduruvermeyi , daha uygun görüyorlar.

Her şeyin , niçin ve nasıl olduğunu öğrenip bilme merakı , hayvanlarda yoktur. Hayvan , ovada koşar;zevkine göre , önüne geleni yer.Ancak , niçin koştuğunu , niçin koşabildiğini , yediği yiyeceğin nereden geldiğini hiç düşünmez.İnsanlarsa , bütün bunlar için , düşünüp tasalanır.Bakın , şimdi bundan ne çıkıyor.İnsan , ne kadar çok şey merak ederse ve bunları , ne kadar ayrıntısıyla tanırsa;o kadar çok şey bilmiş olur.Hayvanlar , bütünleşmemiş zeka;küçük çocuklar da , bilgisizliği ile , en zayıf ve en güçsüz durumdadırlar.Çocukların , küçük oldukları için , zayıf olduklarını sanmayın sakın!Fil , çok büyüktür;ancak , büyüklük ve güce gereksinim duyulmayan yerlerde , bir çocuktan daha güçsüz konumdadır.

İnsan , bir şey yapmak istediği zaman ; önce , kendileriyle bu işi yapacağı cisimlerin özelliklerini bilmelidir.Cisimler , insana kendiliğinden boyun eğerler. Cisimler , insanı dinlerler mi yoksa , karşı mı gelirler?Onlar , ne insanı bilirler , ne de kendilerini düşünürler.Onlar ; maden , altın ya da her neyse , o şekilde varoluşlarını devam ettirirler.Ne iş güçleri vardır , ne de istemleri.Bir dere , akmak istediği için değil;yatağı eğimli olduğu için akar.İnsan ise , bir derenin önüne set çekebilir ; dere de akmasına son vererek , birikir ve göl olur.İnsan setin sağlamlığını , suyun gücünü , kıyıların yüksekliğini ve daha birçok koşulu nasıl bilirse ;suya da istediğini dinletip , yerine getirtebilir.Tekerlek döndürtebilir , odun kestirebilir , çayır sulatabilir ve tekne kaldırtabilir.Siz bundan anlıyorsunuz ki , biz , doğayı ya da cisimleri ne kadar tanıyorsak ;onları , özelliklerine göre birleştirerek , o derece iyi yönetebiliriz.

İnsanlar , bilmedikleri şeylerden çok korkarlar.Çünkü , onlardan kendilerini koruyamazlar.İşte bu yüzden , insanlar , bilmedikleriyle yetinmeyip;yalandan boş bir neden uydurmayı , daha yerinde buluyorlar.ve bu yalancı nedeni , bilginin ve anlayışın yerine koyarak;korkunç bir olaya egemen olduklarını zannederek , kendilerini aldatıyorlar.

Doğa hakkındaki bilgileri , tasarımlarından üstün gelmeye başlayıncaya kadar ; halklar da , hep böyle yaşamışlar.İnsanlar , doğa hakkında daha fazla deneyim ve bilgi edindikten sonra , gök gürlemesi ve şimşek hakkında başka türlü düşünmeye başladılar.Kim gürletiyor , diye soracakları yerde;tutup , neyin gürlediğini aradılar ve yavaş yavaş gerçeğe ulaştılar.O zaman da , onlar , dua ve secdeyle ya da kurbanla ve mumla değil;paratoner denilen aletle korundular.Öteki olay ve cisimler üstüne olan bilgiler de böyle gelişiyor.Bilgi , bizi her yerde korkudan koruyor. Kendisinin de bağlı kaldığı olaylar karşısında ise , zararlı etkilerden korunmamızı öğretiyor.

Köylerinde mezarlık bulunan köylüler , acaba neden korkuyorlar?Bana kalırsa , onlar , cesetlerden ve cesetlerin garip görünüşlerinden korkuyorlar.Çünkü , burada , kendileri için açık olmayan bir şeyin varlığını , içgüdüleriyle kavrıyorlar.Başka neden korkacaklar?İnsanlar , öldükten sonra yaşamak istemiyorlar mı?Aralarından biri öldü mü , üzülüp ağlıyorlar.Oysa , ölenlerin ruhlarının ölmediğine inandıkları için , sevinmeleri gerekmez mi?

Bedensiz ruh korkunçtur.Çünkü , onu nasıl düşüneceğimizi bilemiyoruz.O derece korkunç ki , insanlar ona , şaşırtıcı ve çirkin ya da gereğinden fazla güzel bir beden düşlüyor.İnsanlar , canlı ruhu susuz , cisimsiz ve gaz halindeki bir varlığı; yani , canlı havayı değil de , bu aptallıkları daha kolay düşünebiliyorlar.Bu , o kadar saçma bir şey ki;insan , bedensiz ruhu bir tarafa bırakıp , iğrenç bir şey uyduruyor.Bir şeyi tamamiyle bilmediğimiz zaman , onun hakkında her çeşit tasarımda bulunmak , büyük bir aptallıktır.

“Bedensiz ruhlar var olabilir mi?” sorusu , tamamiyle cahilce bir sorudur.Çünkü , bu soru , ruhla bedenin birbirinden ayrı şeyler olması üzerine kurulmuştur.Biri size , “Kara bir kedi odadan çıktıktan sonra , onun karalığı odada kalabilir mi?” diye sorarsa , ne yanıt verebilirsiniz?Böyle bir kimseyi deli zannedersiniz.Oysa , her iki soru da birbirinin benzeridir.Öyleyse , odadan çıkmış olan kedinin karasının kalmasını düşünebilen ya da bir kırlangıcın kanatsız ve bedensiz uçabileceğini tasarlayabilen bir kimse;ruhu da , bütün bölümleri yok edilmiş , ancak yine de , bir bedene sahip olarak tasarlayabilir.

Bazı kimseler , tek bir nedenleri olamamasına rağmen;ölen insanların ruhlarının , başka dünyalara ya da başka alemlere gittiğini söylüyorlar.Bu , çok kolay anlaşılır bir şey değildir.Oksijen ve selitra okyanusunda oksitlenmeden ya da hidrojen ve karbonla birleşmeden , nasıl yükselip gidiyorlar acaba?Ruhun , kimyasal özellikleri yoktur.Nasıl özellikleri vardır?Fiziksel mi?Hayır.Öyleyse , nasıl hareket ediyor?Fiziksel ve kimyasal özellikleri olmayan , biçimsiz , niteliksiz , niceliksiz bir cisme , biz;varolmamıştır ve o bir hiçtir diyoruz.Bu durumda , bize , elektrik kıvılcımı karşılaştırmasıyla karşı çıkacaklardır.Oysa , elektrik kıvılcımı , fiziksel ve kimyasal özelliklere sahiptir.Bu özelliklere bakıp , onda bilinç vardır diyemeyiz.Ancak , onların , bedenden ayrılmış olan ruhtan istedikleri budur.

2) Aptallıkların , kutsal ve yararlı olduklarını söylemek , insanları buna inandırmaya çalışmak , öyle bir cinayettir ki;onu işleyenlere , Tanrı’nın günahkar kullarına gönderdiği cezalar bile azdır.

3) Herkesçe bilinir ki , gereksinimler ve çekilen acılar , insanları birbirlerine yaklaştırır , birleştirir;içten olmaya ve bütün kötülüklerden kurtulmak için yardımlaşmaya yöneltir.

4) Diplomasi ; incecik ve arapsaçı gibi karmakarışık hayat ipliklerinden oluşmuş bir ilimdir.Bu iplikleri kaleme sarıp , kendisine dilenci torbası dokuması için; insanın , kafasında iyi bir çıkrığı olmalıdır.

5) İvanço: Ana be , ben büyüdükten sonra ne olacağım?

Anası : Sen adam ol da , babanın davulu tavanda hazır.(Görüyor musunuz?Kişinin davulcu olması için bile , adam olması gerek!)

Kaynakça :

– Dictionnaire des Litteratures Philippe Van Tieghem / 1984
– Dictionnaire Biographique des Auteurs Laffont-Bompiani / 1964
– Le Nouveau Dictionnaire des Oeuvres Laffont-Bompiani / 1994
– History of Philosophy in Bulgaria Angel Bunkov
– Hristo Botev (Seçilmiş Eserleri) Sofya / 1966
– Bulgar Edebiyat Tarihi, Leman Ergenç, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Yayınları / 1996
– Bulgaristan Tarihi ,Nikolay Todorov, Öncü Kitabevi / 1979
– Ana Britannica ,Ana Yayıncılık / 1986
– Büyük Larousse, Gelişim Yayınları / 1986
– Türk ve Dünya Edebiyatçıları , Aziz Çalışlar , Remzi Kitabevi / 1987
– Sosyalist Kültür Ansiklopedisi , May Yayınları / 1979

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.