DOLAR
EURO
ALTIN
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C

Tarabya’da ki Ev

Naci Özkan
Naci Özkan 1968 yılı Amasya Taşova doğumlu yazar, evli iki çocuk babasıdır. Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Bölümü Ön lisans mezunudur. İstanbul’da yaşayan Özkan, Kendine ait Ofis Mobilyaları ve Konferans Koltukları üretimi yapan Lenaofis Yönetim Kurulu Başkanı olarak görevini yürütüyor. Dernek Başkanı olarak görev yapan Özkan, hali hazırda Kırkharman Köyü Dernek Yönetim kurulu üyesidir. 2018 Yılından beri Taşova Gazetesinde Köşe yazarlığına devam ediyor. İlk romanı üzerinde çalışmalarını sürdüren yazar, aynı zamanda Sosyal Medya’da kendisine ait “ Kahve Tadında Paylaşımlar” hesabıyla yaklaşık 16.000 takipçisine günlük paylaşımlarda bulunuyor ve bunu kendisine hobi edinmiş. Gazeteci, Yazar ve İşadamı Naci Özkan; Her insanın bir hikâyesi olduğuna yürekten inanıyor. Naci Özkan : Elimden geldiğince evrende nefes alan her canlıya hizmet ve iyilik sunmaya çalışıyorum. Saygı: Hak edenden esirgemiyorum. Yetenek: Evet, doğuştan gelen bir yetenek, deha var… İnkâr etmiyorum. Ama çalışarak, azmederek her yeteneğin geliştirilebileceğine inanıyorum. Bilgi: Peşinden koşuyorum. Yenilik: Bayılıyorum. Yazıyorum, çünkü yazdıkça var olduğuma, öğrendiğime, geliştiğime inanıyorum.
30.07.2020
A+
A-
Tarabya’daki ev
Ev diyemeyeceğim, villa mı saray yavrusu mu desem daha iyi anlatılır tam bilemiyorum, varaklar, aynalar, pırıltılar…
Evde tahtlar var. “Fatih Sultan Mehmet’in tahtından esinlendik” -miş! miş! falan…
Tam 8 taht konmuş eve. Evin manzarasından Tarabya tarafında olduğunu saptıyorum. Evin içine yerleştirilen plazma ekranlardan 24 saat Boğaz manzarası izleniyor. Mimber hayli şatafatlı. Yani mimber de var evde. Zaten evin her köşesi şatafatlı. Swarovski taşın girmediği nokta yok, tuvaletler bile taşlı. Napolyon’un at üzerindeki görüntüsünü çağrıştıran tablo dikkatimi çekiyor.  Neyse ki tahmin ettiğim gibi resimdeki Napolyon değilmiş! Aynı evin mutlu görünen sahte yüzü gibi.
Şatafatlı mimari ile yapılmış. Belli ki milyon dolarlar uçuşmuş evin yapımında.
Ama…
   Zenginlik değil insanın özlediği, insan bir evde ruh arar. Yaşanmışlıklar eski bir evin her tuğlasında ve taşlarında bile bir bir kendini hissettirir insana. Küçük bir balkonunda bile doyasıya sevmişlik, sevilmişlik vardır. Varsın biraz eski püskü görünsün. Her odasında biraz hüzün biraz sevinç olan evler benim için eve benzer.
  Ev dediğin sıcacık olmalı
kapısı açılınca yüzüne,
kavrulmuş soğan kokusu vurmalı. Sobanın üzerinde tüten tarhana ve yeni yürüyen bir oğlan çocuğu henüz eşikte bacaklarına sarılmalı.
     Sana dair olmalı içinde ne varsa. Sevgiyi ve huzuru insan evinde bulmalı. Veyahut acımasız bir günün bitiminde her şeyi basiretli bir dost gibi unutturmalı insana.
     Aynaya benzemeli ev…
Ev dediğin ruhunu yansıtmalı.
Seni ayak seslerinden tanımalı mesela.  Koltuğu, somyası, kapının kolu mesela yolunu beklemeli terlikler heyecanla. Yoksa neye yarar içinde,sevgiyle sulanan çiçekler olmayınca.
   Ne evler gördüm eşsiz manzaralıydılar, ne evler gördüm konforda sınırsızdılar. O evler ki ne kadar mutsuz, ne kadar da boştular. Paha biçilmezdi eşyaları yinede huzursuzdular
ev dediğin sıcacık olmalı yoksa ev dediğin neye yarar.
  Seni bekleyen bir sofra kurulmayınca.
Huzur dolu bir ev diliyorum…
Naci Özkan
ETİKETLER: , ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.