Komşu Komşunun Külüne Muhtaç Mı?
Uzun zamandan sonra yeniden satırları aşındırmaya geldim.
Kanayan yaramız olarak gördüğüm, kültürel anlamda bizim toplumun bağlarını oluşturan bir eksiklikten bahsedeceğim.
Hadi gelin, neymiş bu incelen bağlar, alt satırlarda göz gezdirelim.
Komşuluk ilişkilerinde birlik ve yardımlaşma esastır. Bunun gerçekleşebilmesi içinse aynı apartmanda hatta aynı mahallede yaşayan kişilerin birbirleriyle irtibat halinde olması gerekir. Günümüzde teknolojinin etkisiyle komşuluk ilişkileri zayıflamış olsa da, bazı noktalar da ve yerlerde, komşular kaza ve afet gibi durumlarda tam bir dayanışma örneği sergiliyorlar.
İnsan toplumsal bir varlık olduğu için belli başlı sorunlarla tek başına mücadele etse bile, çabası her zaman sonuç vermez. Bu nedenle ailesi, akrabaları ve arkadaşları dışında komşularının da desteğine ihtiyaç duyar. Bu destek, hem maddi hem manevi olabilir. Önemli olan zor günlerde yan yana olabilmek ve zorluklarla birlikte başa çıkmaktır.
“Komşuluk eskiden pek güzelmiş” sözünü duyanlar neymiş bu komşuculuk, niye önemli dediğini duyar gibiyim.
Komşuculuk; dedikodudan uzak, evin içinde her ne olursa olsun bunu ayıplanacak durum değil, neden bu durum var, nasıl yardımcı oluruz sözleridir. Anlayacağınız, bu yaklaşımlar artık olmadığı için eskilerden bahsediliyor, geçmiş zaman ekleri kullanılıyor.
Sürekli çevremle istişare halinde olarak fikirlerine danışıyor ve kendi düşüncelerimde doğruluk payı var mı diye sorguluyorum. Bu konuyu da sorgularken çok değerli bir büyüğümden aldığım geri bildirimleri sizlerle de paylaşmak isterim.
“Toplumsal anlamda en buyuk sıkıntı benim fikrime göre “komşuluk” komşusu açken tok yatan anlayışına eş değerdir. Ne yazık ki günümüz şartlarında bu ifadeden uzak, komşusunun her yaptığını şikayet eden, bunu dedikodu malzemesi yapan bir topluma evrildik. Mahalle kültüründen site kültürüne dönüştük ve yüksek duvarlı, çok odalı evlerden düşük duvarlı 1+0 evlere sıkıştırıldık. Bu bizim ufkumuzu daralttı hemde selamımızı kesti. Bu büyük bir problem…”
Buradaki sözler tek bir kişiye ait, dahası nicesi söz konusu…
İnsani değerlerimizi gün geçtikçe kaybetttiğimiz ve bunu normale indirgemeye çalıştığımız bi döneme, yıllara doğru evrildiğimizi görebiliyoruz. Aile bağı temellerinin gevşediğinden dolayı ne yazık ki bu tür sorunlar da kaçınılmaz hale geliyor.
Bu tür sorunların ortaya çıkma sebebi; daha çok bireyselleşmeye, tek kalmaya zorlandığımız hatta mecbur bırakıldığımızdan dolayı.
Bu yüzden; Kimse dertlenmiyorsa, bizler dertlenelim. Kimse umursamıyorsa bizi ne ilgilendirir diye, demeden belki de benim gibi düşünen kişi ve kişiler var diyerek dertlenin, dertlenelim.
Bu tür sorunu ortaya çıkaran noktaları tespit edelim, buna göre çareler üretmeye çalışalım.
Yapacağınız en güzel hareket, bu satırları bitirdikten sonra asansör de, apartman da komşunu görür görmez selam vermek olsun. Hatta derdi olduğunda polisi arayarak rahatsız oluyoruz demek yerine kapısını çalıp, komşum sesiniz biraz fazla geldi, bizde telaş ettik umarım bir sorun yok, bir ihtiyacınız olursa hiç çekinmeden seslenin,elimizden ne geliyorsa yapmaya hazırız demek olsun.
Olsun ki derdiyle dertlen, dertlendiğin dert, derman olsun, birliğe sebebiyet versin, versin ki bağlar genişlesin, daha çok kenetlenilsin.
Komşun seni, sizi etrafta anlatsın, “benim bir komşum var, ne de iyi biri, iyiki de bu apartmana, daireye, siteye oturmuşum.” dedirtebilin.
Değişmeye yüz tutmak için kabuğumuzu kırdığımız nice hayırlı günlere diyerek, bu satırları sonuna kadar aşındıran, aşındırması için çevresine okusana diyerek baskı kuran herkese teşekkür ediyorum.
Başka farkındalık satırlarıyla yine yeniden görüşmek dileğiyle.
Sağlıcakla kalın.
